Antalya Hipnoz Psikolog Tülay Kök , hipnoterapist,Psikoterapist,araştırmacı yazar
 
hipnoz,kullanım alanları,hipnoterapi,panik atak,kekemelik,vajinismus,uykusuzluk,boşanma,ergenlik sorunları,hipnozla sınavlara hazırlanmak,yeme bozuklukları,bulumia,kiloverme
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  Site Haritası
 

 

 

FACE
 
Anasayfa Hipnoz ve ilişkiye girme korkusuHakkındaHipnoz ve ilişkiye girme korkusuNe SöyledilerHipnoz ve ilişkiye girme korkusuKitaplarıHipnoz ve ilişkiye girme korkusuİletişim
Kul Sıkışmadan Hızır Yetişmez

Kul sıkışmadan Hızır yetişmez derler. Köşeye sıkıştığımızda ve hiçbir çaremiz yokmuş gibi göründüğünde en güzel çareler sanki gizli bir el tarafından yüreğimize kondurulur. Daha önce nasıl olup da bunu düşünemediğimizi, nasıl bu açıdan bakamadığımızı ya da yardım edecek insanları nasıl göremediğimizi hayretle fark ederiz.

Aslında hayret edecek bir şey yoktur. Bazı şeyler vardır ki, ancak gerçekten sıkıştığımızda onları bulmamıza izin vardır, daha öncesinde değil. Bizi sıkıntıya sokan konu her ne ise, o konuyla ilgili elimizden gelen her şeyi yapıp ettikten, kaçmadan mücadele verdikten, gücümüzün son noktasına kadar didinip uğraştıktan sonra “artık yapacak hiçbir şey kalmadı diyerek” çabalamaktan vazgeçip, bütün acizliğimiz ve çaresizliğimizle, kendimizi teslimiyetin kucağına bıraktığımızda mucizeler gerçekleşir.

Ağaç ya da çiçek fidesi dikenler iyi bilir. Fideyi saksısından çıkardıktan sonra kazdığınız çukura koyarsınız. Sonra üzerine toprak atar ve attığınız toprağın üzerinden bastırır, köklerini iyice sıkıştırırsınız. Eğer kökleri hava alırsa diktiğiniz şey kuruyacaktır.  Kökler güçlenmek için kendisini sıkıştıran toprakla mücadele etmeye ihtiyaç duyar. Sıkışmanın olmadığı hiçbir yerde büyüme olmaz. 

Ancak içinde yaşadığımız zamanda ve dünyada hepimiz rahat etmek isteriz. Sıkışmış hissetmekten korktuğumuz içindir ki etrafımızı böyle hissetmemize engel olacak tamponlarla sarılı tutarız. Tatillere çıkar, hobiler edinir, grip aşısı olur, sigortalar yaptırır, buzdolabımızı yiyeceklerle doldurur, para biriktirir, güvenlikli evlerde oturup emekli olmaya çalışırız. Yaptığımız her şeye rağmen hayat üstümüze gelmeye devam ediyorsa da alkol alır, gereksiz alışverişler yapar ya da kendimizi işe verebiliriz. Sıkıntılardan, korkulardan kurtulmak ve güvende hissetmek için yaptığımız şeyler sayesinde sıkışmış hissetmekten kurtuluruz.

Bunların hiç birinde kötü bir taraf yok elbet. Sadece etrafımızı saran bu güvenlik çemberi sayesinde asla gerçek korkular yaşayamadığımızı söylemek istiyorum. Korkulardan kaçıp, güvende hissetmek için çabaladıkça kaygımız daha da artar.

İnsan radikal kararlar, özellikle de risk alabilmek için sıkışmaya ve son noktaya gelmeye ihtiyaç duyar. Ancak çevremizde oluşturduğumuz güvenlik çemberleri, gözümüzü karartıp cesaretimizi toplamamıza, hayatımızın fırsatlarına yakalamamıza engel olur. Güvende hissetme ihtiyacı bağımlılık yaratır, yaratıcı enerjimizi kullanmamızı engeller. Kaybetmekten öylesine korkarız ki, kendimizi köşeye sıkıştıracak hamleleri yapmaz, sahip olduğumuz özgürlüğü kullanmaz, sürünün bir parçası olarak hayatımızı sürdürmeye çalışırız. Ta ki saklandığımız yerden bizi çıkaracak bir felaketle karşılaşana kadar; ki çoğu zaman içten içe böyle bir felaketi yaşamak isteriz.

“Sevgilimle beş yıldan beri süren ilişkimiz çıkmaza girmişti. Bu ilişki benim her şeyimdi, evleneceğimize kesin gözüyle bakıyordum. Ama olmadı,  ayrılmıştık ve ayrılığımızın üzerinden daha bir hafta bile geçmeden öğrendim ki en yakın kız arkadaşımla çıkmaya başlamışlar. Bu nasıl olabilir inanamadım. Ben  daha ilk şoku atlatamamışken, kardeşimden yakın gördüğüm arkadaşım ve sevdiğim adam beraberlerdi. Tarifsiz bir acı içinde, nefes alamadığımı hissediyordum, kalbim sıkışıyordu, vücuduma iğneler batıyordu. Kendimi sokaklara attım ve yürümeye başladım. Hava soğuktu ve benim üzerimde sadece bir kazak vardı. Sonra yağmur yağmaya başladı. Ne yağmur ne soğuk umurumda bile değildi. Sırılsıklam olmuştum, artık adım atacak halim yoktu, ama yürümeye devam ettim ve en sonunda feci şekilde düştüm, pantolonum yırtıldı, dizim yaralandı avuçlarımın içine taşlar battı. İçimdeki acı o kadar büyüktü ki, düşmenin acısını hissedemiyordum. Kalbim sıkışıyordu. Yürüyordum ve nefes alacak bir yer arıyordum. İnancım yüzünden intihar edemezdim. Ama o anda bana bir arabanın çarpmasını o kadar çok istedim ki”

İşte hissettiğimiz acı, yüreğimize başa çıkılamayacak kadar ağır geldiğinde, bir felaket yaşamayı bile isteyebiliriz. Acıyla boğulduğumuz anlarda, birden ortadan kaybolmayı ister, kimselerin bizi bulamamasını dileriz. Bir taraftan bizi merak edip aramalarını isterken diğer taraftan bulamayıp kahrolmalarını isteriz. Saklandığımız yerde, içten içe bulunmayı beklerken, bizi bulduklarında  değerimizi anlamış ve çok pişman olmuş olduklarını görmenin hayalini kurarız.

Ama böyle şeyler gerçek hayatta olmaz. Acımızı hakkını vererek yaşadığımızda olgunlaşırız, hayata çok daha başka bir gözle bakmaya başlarız. Çekilen gerçek acıların içinde, ruhsal büyüme için en çok ihtiyaç duyacağımız enerji mevcuttur.

Bazen, her şeyden ve herkesten sıkıldığımız, bıkıp usandığımız, bezdiğimiz zamanlar olur. Hissettiğimiz can sıkıntısını gidermek için, hala yapılabilecek bir dizi faaliyet mevcuttur. Masaj, spor, yürüyüş, seyahat, resim, yeni bir iş, yeni bir aşk, olmadı hoop baştan. Bu sefer başka bir spor, başka yerlere seyahat, yeni hobiler, başka işler, başka aşklar… ama yine olmadı ve bunlar da bize uymadıysa hoooop yeni baştan… Bu döngü, kendimizi ne vakit çıldırmış ve sıkışmış hissedeceğimize bağlı olarak yıllar boyu sürebilir.

Sıkışmak ise sıkılma halinden farklı bir duygudur. Kelime anlamı olarak da, basınçla iki şey arasında kalmak, bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak, zor bir durumda kalmak demektir.

Sıkışmışlık hissi, işte tüm bu yenilikler denendikten, faaliyetler yapıp bitirildikten, üstüne defalarca kez tekrar edildikten sonra oluşan çıldırma halidir. Zaman geçtikçe, can sıkıntımızı gidermek adına yaptığımız her bir eylemin altında ezilmeye başlarız. Çok şey yapmış, çok şey denemiş ve çok fazla hayal kırıklığı biriktirmişizdir. Ne yaparsak yapalım bir şeylerin eksik olduğu duygusu peşimizi bırakmaz. İçimizdeki kocaman boşluğa rağmen dışarıda gidecek yer kalmamıştır. İçimizdeki sonsuz boşlukla kabımıza dar gelirken, alıp başımızı gitmek isteriz. Gidemeyiz, gitmeye cesaret edemeyiz.

“Sıkışma” varoluşun üst satırlarına doğru ilerlemek için gerekli bir duygudur. Sıkışmanın içinde bizi üst katlara taşıyacak muazzam bir enerji vardır; değişim için lazım olan bir enerji. Ama biz sabit duramayız ve yatay düzlemde bir o yana bir bu yana kıpırdayarak hayatımızda mucize değişimler yaratmak için ihtiyacımız olan enerjiyi, can sıkıntımızı giderecek faaliyetlerin peşinde tüketiriz. Hal böyle olunca büyüyemeyiz. Büyümenin olmadığı yerde önce durgunlaşmaya, sonra da yıkıcı eylemlerle sahip olduklarımızı baltalamaya başlarız.  Aptalca yatırımlar yapmak, bir şeyler alıp satmak, delice para harcamak, gerekmediği halde taşınmak, yolunda giden işimizi dağıtmak, eften püften bahanelerle evliliğimizi bitirmek gibi hayatımızı geriye götürecek kararlar alabiliriz.

İnsanoğlu aynı düzlemde uzun süre yaşayamaz. Mutlaka hareket etmek ister. Eğer yukarıya doğru hareket edemiyor, büyüyüp gelişemiyor, hayatına anlam katamıyorsa, bilinçsizce yaptığı yıkıcı eylemlerle kendine kayıplar yaşatması kaçınılmazdır.


 

 


Psikolog Yazar Tülay KÖK
Gsm: 0 533 815 33 54
 
 
Vajinismus da Sıkça Sorulan Sorular
Antalya Hipnoz yeni sitesi ile yine sizlerle beraber
 
 
 
Sosyal Medya
Facebook
FACE
Twitter
 
 
 
 
Kategoriler
Psikoloji
Aile - Evlilik - İlişkiler
Kadın
Çocuk
Yaşam
Eğitim Okul ve Öğrenme
Eğitim ve Seminer
Kişisel Gelişim

 

Anasayfa Hipnoz nedirPsikolog Tülay Kök HakkındaHipnoz nedirPsikoterapi Hipnoz nedirMakalelerHipnoz ve sınav kaygısıÜç temel niyetHipnoz nedirKardeş ilişkileriHipnoz nedir ÇocuklarHipnoz ve ilişkiye girme korkusuKısırlıkHipnoz ve ilişkiye girme korkusu Ne Söylediler Hipnoz ve vajinismusVAJİNİSMUS (( İlk gece ilişkiye girme korkusu ))Hipnoz ziyaretçi defteriBana iyi mi geliyor Hipnoz olan kişiler neler söylediSıkıştımmm Hipnozun yararlarıDeli sorularHipnoz un faydaları MUTLULUK Hipnoz neden yapılırGÜNÜN BİLGE SÖZÜHipnoz nasıl yapılırBİLGE HİKAYELER